STÅLE KNUDSEN

Profesör

Bergen Üniversitesi, Norveç

1990’lı yıllardan bu yana Türkiye’de araştırmalar yapan bir sosyal bilimciyim. Araştırmalarım ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi’nde, balıkçılık, deniz ürünleri, istilacı türler, çevre hareketleri ile birlikte şirketler ve sosyal sorumluluk konuları üzerinedir. Türkiye’de ve Norveç’te balık yetiştiriciliği üzerine çalışmalarım devam etmektedir.

Halen Bergen Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünü’nde görev yapıyorum. Sosyal Antropoloji alanında çalışıyor olmam insan kemikleri ve eski çağ medeniyetleri incelediğim anlamına gelmiyor. Daha ziyade çağdaş insanın, biyolojik varlığının ötesinde toplumsal-kültürel alanı, sosyal yaşamı çeşitlilik farklılıklarıyla kavramaya, anlamaya çalışıyorum. Bunun için de katılımcı yöntemler kullanan bir tür sosyoloğum. Çevre antropolojisi ve politik ekolojiye özel ilgim var ve bu ilgi beni Türkiye’ye getirdi.

Karadeniz saha çalışmalaırmdanö Erün Kardeşler teknesinde hamsi avcılığı (1998).

İlk saha çalışmamı, yüksek lisans tezim için, 1990-91 yıllarında Türkiye’de yaptım. O günden bu yana Türkiye’de zaman geçirme fırsatım oldu. Türkiye’yi ziyaretlerim esnasında Türkçe öğrendim. Akıcı olmasa da Türkçe konuşuyor ve okuyorum. Çalışmalarımın çoğu Türkiye’ye ilişkin, ancak Norveç (bkz. Knudsen 2023a) ve Ukrayna (Knudsen ve Toje 2008) ile ilgili de saha araştırmalarım var. Ayrıca tamamen teorik olan çalışmalarım da bulunuyor  (örneğin Knudsen 2023b).

2004 ve 2013 yılları arasında, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Karadeniz’in de içerisinde yer aldığı Avrupa denizlerinin sürdürülebilir yönetimini teşvik etmeyi amaçlayan, disiplinler arası çalışmalar yaptım.

Türkiye’deki çalışmalarımın çoğu Trabzon, Ünye-Terme ve Osmancık-Kargı’yı kapsayan bölgedeydi. En yakın ilişkiyi Trabzon’a bağlı küçük bir kasaba olan Çarşıbaşı ile kurdum. Çarşıbaşı’nda (eski adıyla İskefiye), 90’lardaki uzun saha çalışmalarım sırasında balıkçılarla kurduğum yakın ilişki, dostluk hâlâ sürüyor. Öyle ki Çarşıbaşı’yı ‘ikinci memleketim’ olarak görüyorum.

Master öğrenisi iken gırgır teknesiyle hamsi avında
(ortadaki kişi benim)

Çarşıbaşı’ndaki ilk çalışmam balıkçıların gündelik yaşamları ve ekonomik durumları üzerineydi. Bu çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde küçük tekne balıkçıları arasındaki enformel yönetim pratiklerini belgeleyen bir yayına dönüştü (Knudsen 1995). Balıkçılıkla ilgili çalışmalarım ilerleyen yıllarda devam etti ve 1990’ların sonunda doktora çalışmamla birlikte genişledi. Kapsamı deniz ürünleri tüketim kültürü, teknoloji, balıkçılık yönetimi ve deniz bilimi gibi konuları da içerecek şekilde büyüdü. Bu konudaki çalışmalarım çeşitli dergilerde yayınlandı ve Fishers and Scientists in Modern Turkey başlıklı bir kitaba dönüştü. Kitabın ana argümanı, balıkçılıkta bilgi birikimi ve yönetim konusunda anlaşmaya varmanın, bir yanda balıkçılar, diğer yanda bilim insanları ve yöneticiler arasındaki çelişkili kimlik yapılanmaları nedeniyle karmaşık olduğuydu.

Daha sonraki çalışmalarımda da balıkçılıktan vazgeçemedim. Bu sefer coğrafi olarak Samsun’a odaklandım. İstilacı bir tür olan deniz salyangozu (Rapana venosa) yönetimiyle yoksulluk ve balıkçılığı baskılayan nedenlere yoğunlaştım. Bu çalışmalar çoğunlukla Avrupa Birliği çerçeve projeleri ELME ve KNOWSEAS kapsamındaydı.

Samsun’da balıkçı tekneleri kullanma devri. Knudsen, Zengin ve Koçak 2010 makalesinden.

Samsun’un Terme ilçesinde balıkçılarla denizdeyken, yakınlardaki bir kıyıda Avusturyalı enerji şirketi OMW’ye ait yeni bir enerji santrali inşa edildiğini gördüm. Santrale karşı yaygın bir protesto olduğunu öğrendim. Protestonun dinamiğini anlamak üzere yola çıktım ve nihayetinde Türkiye’de çevre protestoları hakkında çok okunan bir yayın ortaya çıktı (Knudsen 2016). OMW şirketine direnişin nasıl geliştiğini anlayabilmek için şirketin toplumla ve yetkililerle nasıl ilişkiler geliştirdiğine odaklanmam gerektiğini fark ettim. Türkiye’de bu konu hakkında birkaç makale yazdım. Daha sonra Norveç Araştırma Konseyi’nin finansmanı ile Norveçli enerji şirketlerinin yurtdışında faaliyet gösterirken kurumsal sosyal sorumluluğu nasıl ele aldıklarını araştıran bir projeye başladım (ENERGETHICS). Projede, şirketlerin Nordik bir model çerçevesinde yerleşik, tamamen veya kısmen devlete ait olmasının bir fark yaratıp yaratmadığına özellikle dikkat ettik. Proje kapsamında Norveç devletine ait enerji şirketi olan Statkraft’ın Osmancık Kargı’daki hidroelektrik santral (HES) yatırımı üzerine bir çalışma yaptım ve bu çalışmada özellikle şirketin uluslararası standartlar ve yaratıcı ‘hikâye yazarlığı’ yoluyla kurumsal sosyal sorumluluğu nasıl yönettiğine odaklandım.

Kürtün barajında alabalık yetiştiriciliği, 2023 ((c) Ståle Knudsen).

Yakın dönemde çalışmalarım beni denize geri götürdü. Türkiye’de Karadeniz bölgesinde somon balığı yetiştiriciliği üzerine doksanlarda yaptığım kısa bir çalışmam vardı. Türkiye’nin son zamanlardaki Türk somonu yetiştiriciliği alanındaki başarısı, su ürünleri yetiştiriciliğinin tekrar ilgimi çekmesine neden oldu. Şu anda hem Türkiye’de hem de Norveç’te su ürünleri yetiştiriciliğini araştıran çalışmalar yürütüyorum. Son birkaç yıl içerisinde bu konuda Türkiye’de de saha çalışmaları yaptım. Uzun dönemde, balık yemlerinin çevresel açıdan sürdürülebilir olarak sertifikalandırılma yolları da dahil olmak üzere akuakültür (su ürünleri yetiştiriciliği) içerisinde balık yeminin rolünü araştırmayı planlıyorum.

Knudsen 2024 makalesinden. (c) Ståle Knudsen

Ayrıca, Bergen’de Norveç’te denizcilik endüstrilerinde ve yeşil dönüşümünde otomasyonun rolünü araştıran ASMOG isimli bir projede yer alıyorum. Bu proje ile bağlantılı olarak Türkiye’deki gemi inşa sektörüyle de ilgileniyorum ve bu çerçevede Türkiye’de kapsamlı bir saha çalışması yaptım. Ayrıca, hem Norveç hem de Türk paydaşlarla görüştüm. Çalışma, birkaç yıl önce Norveç sularında hizmet vermek üzere ya da Norveçli sahipler için inşa edilen yeni “yeşil” gemilerin önemli bir bölümünün Türkiye’de yapıldığını ve bu tersanelerde işçi güvenliği standartları ile sosyal koşulların kimi zaman sorgulanabilir olduğunu fark etmemle başladı. Yazdığım rapor, bir yandan denizcilik faaliyetlerinin iklim üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik takdire değer hedef ile diğer yandan “yeşil” gemilerin inşa sürecinde karşılaşılan sosyal zorluklar arasındaki gerilime odaklanmak amacıyla kaleme alındı.

Tuzla Körfezi’nde tersanelerin bulunduğu dar alanlar (fotoğraf: Ståle Knudsen).

Araştırmalarım öncelikle üniversitem tarafından finanse edildi. Norveç Araştırma Konseyi ve Avrupa Birliği’nden de finans desteği aldı. Araştırma konularıma kendim karar veriyorum. Herhangi bir kurum adına çalışmıyor ya da destek almıyorum.

Türkiye’deki somon yetiştiriciliği ile ilgili yürüttüğüm çalışmalarda, yakın zamanlı olanlar da dahil, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırması bünyesindeki araştırmacılara hem kurumsal hem de akademik işbirliği için minnettarım. Çalışmalarım esnasında büyük destekleri oldu. Bu işbirliği Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü ile Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ELME projesinde bir ortaklığa da dönüştü. Ayrıca enstitüdeki araştırmacılarla birlikte çeşitli ortak yayınlar da yaptık.

Türkiye’de yaptığım çalışmalar esnasında başta KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi olmak üzere denizle ilgili çalışan araştırmacılarla da etkileşimler de bulundum. ODTÜ, Kocaeli Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Ordu Üniversitesi gibi üniversitelerde çalışan sosyal bilimcilerle çalıştım ve ortak yayınlar yaptım. Yayınlarımın çoğu İngilizce, ancak Türkçe çalışmalarım da mevcut.